BAKSI

Anasayfa
Anasayfa
Anasayfa
Anasayfa
Anasayfa
Anasayfa

Baksı'nın
Doğası

Baksı, mimari tasarımı, yapısı ve sosyal boyutuyla, içinde konumlandığı doğa ve coğrafyanın bir parçasıdır. Baksı’yı özgün bir müze kılan en önemli özelliklerinden biri de coğrafyasıyla kurduğu diyalog ve etkileşimlere açık yapılanmasıdır. Buna bağlı olarak, koleksiyonunda yer alan yapıtlar da kuşkusuz sadece Ana Bina ya da Depo-Müze’de seyirlik bir nesne olmanın ötesinde, o coğrafyada insanlar ve doğayla başka başka diyaloglara kapı açar, her yapıt konumlandığı ya da izlendiği açıyla beraber müze içinde başka, doğa içinde başka anlamlara bürünür. Kemal Tufan’ın Denizaltı; Tuğrul Selçuk’un Hayat Ağacı, Aloş’un Yılan’ı ya da Koray Ariş’in İki Başlı’sı gibi. Doğasıyla ilişkisi ve bu doğayı deneyimleyen yapıtlar, Baksı’nın ‘açık yapı’ anlayışına dayalı, sanatı hayatla özdeş tutan özgün ve çağdaş müze algısının parçasıdır.

GÜNCEL SERGİ

AŞİNA
ŞAKİR GÖKÇEBAĞ
 

Şakir Gökçebağ’ın “AŞİNA” isimli solo sergisi 1 Eylül 2019 ile Temmuz 2020 tarihleri arasında Baksı Müzesi’nde izlenebilecek. Gündelik yaşamın içinde, tanıdık ve alışık olduğumuz nesneleri yeni formlara dönüştürdüğü heykel ve enstalasyonları ile tanınan sanatçının Baksı Müzesi’nde açılacak olan solo sergisi, Türkiye’de açılan en kapsamlı sergisi olma özelliği taşıyor. Gökçebağ, müzede yer alacak eserlerinde, önceki işleri ile beraber bölgeye özgü doku ve nesnelerle ürettiği yeni işlerini izleyici ile buluşturacak. “AŞİNA”, bir yandan Anadolu’nun ruhuna dokunan diğer yandan da Gökçebağ’ın uzun yıllardır, yerel ve evrensel arasında dokuduğu bağı, güçlü sözlerle ortaya seren bir sergi olacak.

Şakir Gökçebağ; Heykellerinde ve enstalasyonlarında, gündelik yaşamın içinden söküp çıkardığı eşyalarla alternatif anlam düzlemleri yaratır. Gördüklerimizin arkasındakilerle kişisel bir oyun alanı yaratırken onları gündelik alışkanlıklardan arındırır. Bu bir yandan varoluşa dair mizahi bir dokunuş diğer yandan da varlıklarla kurulan yeni bir deneyim alanıdır. Gökçebağ’ın sanat üretimi içinde seçtiği nesneler, kullanım nesnesi ve hazır nesne olmanın ötesinde boya, mermer, taş, kâğıt, tuval gibi sanatçının malzemeleridir. Şakir Gökçebağ’ın nesneleri, gerçek anlamlarından koparak ama asla ilk anlamlarını unutturmayarak yeni bir forma bürünürler. Mandal, sini, duvar, süpürge, halı… Kimliklerine dair ipucunu göstererek yeni bir “şey” olurlar. Bu yeni; bir yandan soyut yahut sürreal bir bakışı işaretler öte yandan da izleyicinin sanatçının müdahalesinden sonra karşılaştığı yeni bir görme biçimine sahip çıkar.

GÜNCEL SERGİ