Ütopya Atölyeleri: “Çok Seçenekli Bir Yaratma Yolculuğu”
Baksı Müzesi, Temmuz ve Ağustos aylarında bu yıl üçüncüsünü gerçekleştireceği Ütopya Atölyeleri ile sanat öğrencilerini ve yaratıcı üretim süreçlerine ilgi duyan herkesi Bayburt’un eşsiz coğrafyasında bir araya gelmeye davet ediyor.
Baksı'nın Doğasında Bütüncül Bir Sanat Deneyimi
Baksı Müzesi, sanatın ve tasarımın sadece izlenen bir nesne değil, paylaşılan bir yaşam biçimi olması gerektiği inancıyla hayata geçirdiği “Ütopya Atölyeleri” ile katılımcılarına sıradan bir eğitim programının ötesinde, müzenin ilham verici atmosferinde özgün bir deneyim sunuyor. Çoruh Vadisi’nin çevrelediği sergi mekânları ve atölyeler, yalnızca birer çalışma alanı değil; usta sanatçılarla birlikte üretimin gerçekleştiği, fikir alışverişinin ve ortak düşünmenin ön plana çıktığı yaşayan deneyim alanlarına dönüşüyor.
Atölye Felsefesi ve Üretim Pratiği
Ütopya Atölyeleri; usta-çırak ve insan-doğa ilişkisini odağına alarak geleneksel eğitim modellerinin sınırlarını aşar. Her atölye, yürütücü sanatçının kendi sanatsal pratiği ve felsefesi doğrultusunda şekillenirken, çağdaş sanatın güncel tartışmalarını merkeze alan program, geleneksel usta-çırak ilişkisini günümüzün disiplinlerarası yaklaşımıyla yeniden yorumlar.
Katılımcılar, sanatçıların rehberliğinde sadece yeni teknikler öğrenmekle kalmaz; Baksı’nın huzurlu ortamında, Baksı Konukevi’nde ağırlanarak sanatla iç içe, tam zamanlı bir üretim sürecini deneyimler. Aynı masayı paylaşmak, müze içerisinde konaklamak ve doğanın ritmine ayak uydurmak, bu sürecin temel bir parçası olan “müzede kalma ve müze ile nefes alma” pratiğini bütünleştirir. Bu yoğun sürecin sonunda, katılımcıların sanatsal yolculuklarını belgeleyen birer katılım sertifikası takdim edilmektedir.

Geçmişten Günümüze Ütopya Yolculuğu
Ütopya Atölyeleri, her yıl çağdaş sanatın güçlü isimlerini ağırlayarak kolektif bir hafıza oluşturmaktadır.
2023 Dönemi: Sanatın farklı disiplinlerini temsil eden Osman Dinç, Mustafa Horasan, Çağrı Saray, Gülçin Aksoy, Nancy Atakan, Mehmet Kavukçu ve Cabir Çobanoğlu ile disiplinlerarası bir üretim süreci yaşandı.
2024 Dönemi: Sanatsal sorgulamaların derinleştiği bu dönemde Osman Dinç, Seçkin Pirim, Yeşim Akdeniz, Mehmet Kavukçu, Ali Kazma, Nancy Atakan ve Ahmet Yiğider rehberliğinde form, mekân ve video sanatı üzerine yoğunlaşıldı.
2025 Dönemi: Hüsamettin Koçan yürütücülüğünde, müzenin doğal ve kültürel katmanlarını odağa alan bir atölye çalışması gerçekleştirildi.
2025 – Ütopya Atölyeleri Sergisi: İki yıl boyunca üretilen tüm sanatsal birikim, deneyim ve çıktılar kapsamlı bir sergi ile sanatseverlerle buluşturularak "Ütopya"nın somut sonuçları paylaşıldı.

Atölyeler
Ütopya Atölyeleri 2026 Yaz Programı
- Sibel Şengül & Elvan Ekren
4 – 6 Temmuz Ütopya Çocuk (9–13 yaş)
- Amelie Stoemer – Düsseldorf Akademi
13 – 17 Temmuz
- Cabir Çobanoğlu – Parfüm Atölyesi
20 – 24 Temmuz
- Ali Kazma
27 – 31 Temmuz
- İrfan Önürmen – Bazaart
3 – 9 Ağustos
- Vahit Tuna
10 – 14 Ağustos
Önemli Notlar
- Program kapsamında yetişkin atölyeleri 5 gün, çocuk atölyeleri ise 3 gün olarak planlanmıştır.
- Ücretlendirme: Ütopya Atölyeleri bünyesinde gerçekleştirilen sanatsal eğitimler için ek bir atölye katılım ücreti alınmamaktadır. Katılım bedeli, sadece müze bünyesindeki konaklama ve ağırlama giderleri kapsamında değerlendirilmektedir.
- Çocuk Atölyesi: Çocukların aileleriyle birlikte katılımına açık olup, ailelerin dilediği sayıda kişiyle bu deneyime dahil olmasına imkan tanınmaktadır.
İletişim ve Rezervasyon
Atölye katılımı, konaklama seçenekleri ve detaylı ücret bilgisi için lütfen bizimle iletişime geçin.
Rezervasyon: baksiutopya@gmail.com
SANATÇI BİYOGRAFİLERİ
Elvan Ekren
Elvan Ekren, Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde tamamlamıştır. Resim, fotoğraf ve video gibi farklı disiplinlerde üretim yapan Ekren, aktif olarak sanat çalışmalarına devam etmektedir.
Noks Bağımsız Sanat Alanı’nın kurucu ortağı ve yürütücüsü olan Ekren, bu çatı altında bağımsız sanat üretimlerini desteklemekte, sergi ve küratöryel projeler gerçekleştirmektedir. Sanat pratiğini; üretim, sergileme ve kürasyon süreçlerini bir bütün olarak ele alarak sürdürür.
Eğitimci kimliğiyle çocuk ve gençlerin sanatla kurduğu bağı güçlendirmeyi amaçlayan Ekren; Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi ve Baksı Müzesi başta olmak üzere pek çok kurumda özgün eğitim programları yürütmüştür. BİLSEM bünyesinde üstün yetenekli çocuklarla uzun yıllardır çalışan Ekren, atölyelerini malzeme ve hayal gücünün merkezde olduğu ortak bir deneyim alanı olarak kurgular. Üretimi bir keşif süreci olarak ele alarak katılımcıların yaratıcı potansiyellerini ortaya çıkarmalarına eşlik eden Ekren; çocuklar ve gençler için eğitim, sanat, müze ve kültür odaklı projeler tasarlamaya ve yönetmeye devam etmektedir.
Sibel Şengül
Sibel Şengül (1973, İstanbul), lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi’nde, yüksek lisansını aynı üniversitenin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamlamış; ardından Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümünden ikinci lisans derecesini almıştır. Akademik kariyerine Marmara Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak başlayan Şengül, sivil toplum kuruluşlarındaki proje koordinatörlüğü deneyimlerinin ardından 2003 yılında SÖZ Eğitsel Rehberlik, Araştırma ve Danışmanlık merkezini kurmuştur.
Uzun yıllar Sakıp Sabancı Müzesi’nin eğitim programlarını ve içeriklerini hazırlayan Şengül; çocuk ve gençlik odağında, sanatın iyileştirici gücü ile müze kültürünü harmanlayan disiplinlerarası stratejiler geliştirmekte ve kapsamlı projeler hayata geçirmektedir. Uzmanlık alanları olan yaratıcı düşünme, masal anlatıcılığı ve duyusal öğrenme ekseninde; müze ve okullar için sürdürülebilirlik odaklı projeler, sanat terapisi temelli atölyeler ve yetişkinlere yönelik psikolojik gelişim eğitimleri yürütmektedir.
Yazın hayatında sanat, edebiyat ve psikolojiyi buluşturan Şengül, çocuklara sanatı ve sanatçıları anlatan pek çok kitabın yanı sıra Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan doğa odaklı "Kuytu Orman’da Neler Oluyor?" eserinin yazarıdır. Çalışmalarını sanatın eğitici ve sağaltıcı etkisi üzerine temellendirerek çocuklar ve yetişkinler için üretmeyi sürdürmektedir.
Amelie Strömer
2002 yılında Bonn’da (Almanya) doğan Amelie Strömer, günümüzde yaşamını ve çalışmalarını Düsseldorf’ta sürdürmektedir. Temel olarak heykel ve enstalasyon disiplinleri üzerine yoğunlaşan sanatçı; deneysel malzeme süreçleri, duygusal durumlar ve toplumsal meselelerin iç içe geçtiği ve izleyiciyi içine alan mekanlar kurgulamaktadır.
Kavramsal çerçevede Strömer’in pratiği, insan psişesini ve duygusal deneyimin karmaşıklığını temel alır. Sanatçı, üst seviyede öznel ve nüanslı yaşam deneyimlerinin nasıl duygu durumlarına yoğunlaştırılabileceğini ve bu içsel koşulların mekansal ve görsel konfigürasyonlara nasıl tercüme edilebileceğini incelemektedir.
Çalışmalarının temel bir odağı, günümüz toplumundaki cinsiyet rollerinin eleştirel bir incelemesidir. Toplumsal olarak inşa edilmiş cinsiyet normlarının, olumlu ve olumsuz deneyim alanlarını nasıl önceden belirlediğini ve bireylerin oluşumunu ve gelişimini nasıl önemli ölçüde şekillendirdiğini araştırmaktadır.
Sanat pratiği, araştırma odaklı ve deneysel bir metodolojiye dayanmaktadır. Çeşitli malzemelerin doğasına dair yürüttüğü incelemeler aracılığıyla, alternatif ve alışılmadık üretim biçimleri geliştirmek üzere malzemelerin özgün nitelikleri keşfeder.
Çalışmalarında kullandığı malzemeler ağırlıklı olarak tüketim döngüsünün son aşamasından elde edilmektedir. Orijinal işlevini yitirmiş atık ve artık malzemeler, sanatçının pratiği içerisinde yeniden bağlamlandırılarak yeni bir estetik ve kavramsal anlam kazanmaktadır.
Cabir Çobanoğlu
Genç yaşta kimya alanında başladığı iş hayatının ardından, lisans eğitimini Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kimya Bölümü’nde tamamladı. Sonrasında kendi markası olan Unique Esans’ı kurdu. Sakarya Üniversitesi başta olmak üzere, pek çok farklı eğitim kurumunda “Koku ve Parfüm” üzerine eğitimler ve atölyeler gerçekleştirmiştir.
Ali Kazma
1971 yılında İstanbul’da doğan Ali Kazma, Paris’te yaşayan ve çalışan, mercek temelli bir medya sanatçısıdır. New York’taki The New School’dan yüksek lisans derecesine sahiptir.
Toplumsal örgütlenmeyi ve insan faaliyetlerinin değerini sorgulayan Kazma, emek, zaman, beden, jestler, mekân ve süreçlerin yönetimine yakından bakarak, gerçeğin görünür ve görünmez yönleri arasındaki ilişkiyi görünür kılar. Sanatçının dikkatli bakışı; ekonomik, endüstriyel, bilimsel, tıbbi, sosyal ve sanatsal alanlardan pek çok farklı faaliyeti bir araya getirir.
Toplumsal ve kültürel açıdan anlamlı mekânlara, üretim alanlarına, endüstri ve zanaata; makinelerin ayrıntılarına ve ritüel niteliği taşıyan, tekrarlayıcı özellikler barındıran işlere özel bir ilgi duyar.
Sanatçı, 2013 yılında 55. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda Türkiye’yi temsil etmiş, 2017 yılında Paris’te Jeu de Paume’da kapsamlı bir kişisel sergi gerçekleştirmiştir. Ali Kazma’nın diğer kişisel sergileri arasında Istanbul Modern Sanat Müzesi (2025), The Image Center (Toronto, 2025), Nouveau Musée National de Monaco (2023), MUNTREF (Buenos Aires, 2018), Arter (İstanbul, 2015) ve Hirshhorn Museum (Washington, 2010) yer almaktadır.
Sanatçının yer aldığı grup sergileri ve bienaller arasında Maison Européenne de la Photographie (Paris, 2024), Lenbachhaus Museum (Münih, 2024), 6. Kuandu Bienali (Taipei, 2018), 7. Moskova Uluslararası Çağdaş Sanat Bienali (2017), MAXXI (Roma, 2016), Musée d’Art Contemporain de Lyon (2013), 30. São Paulo Bienali (2012) ve İstanbul Bienali (2001, 2007, 2011) bulunmaktadır.
Ali Kazma, 2001 yılında UNESCO Sanatın Yaygınlaştırılması Ödülü’nü, 2010 yılında ise Nam June Paik Ödülü’nü kazanmıştır. Eserleri; MoMA (New York), Tate Modern (Londra), CNAP (Paris), Istanbul Modern, MEP (Paris), Nouveau Musée National de Monaco, MONA (Tazmanya), Sztuki Museum (Lodz), Fondation Cartier (Paris), TBA21 (Viyana), VKV Foundation Collection (İstanbul) ve Baksı Müzesi (Bayburt) koleksiyonlarında yer almaktadır.
İrfan Önürmen
İrfan Önürmen 1958 yılında Bursa’da doğdu. 1982’de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde başladığı sanat eğitimini Neşet Günal ve Neşe Erdok atölyelerinde sürdürdü; 1987’de mezun olarak aynı yıl ilk kişisel sergisini açtı. Resim, kolaj, heykel ve enstalasyonu bir arada ele alan sanatçı, özellikle 2000’li yıllardan itibaren kâğıt, gazete ve tül gibi gündelik malzemelerle geliştirdiği çok katmanlı üretimleriyle öne çıktı.
Çalışmalarında kitle iletişim araçlarının birey ve toplum üzerindeki etkilerini, gündelik imgeler, toplumsal kimlikler ve kent kültürü üzerinden araştıran Önürmen, görsel arşivler kuran yüzeyler aracılığıyla bireysel ve kamusal deneyimler arasındaki gerilimleri görünür kılar. Türkiye’de ve yurtdışında çok sayıda sergide yer alan sanatçının eserleri çeşitli kamu ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Vahit Tuna
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde eğitim gördü. Grafik tasarım alanındaki çalışmalarının yanı sıra, 1995 yılından itibaren görsel sanatlar alanında da faaliyet göstermektedir. Kişisel sanatsal üretimini sürdürürken, çeşitli sanat kolektiflerinin projelerine de katkı sundu.
Türkiye ve yurtdışında birçok karma sergiye katılan sanatçının eserleri, çeşitli müze ve enstitü koleksiyonlarında yer almaktadır. İlk kişisel sergisini, burslu olarak gittiği Stuttgart’taki Akademie Schloss Solitude’da 2002 yılında “Europe, Hear Us” başlığıyla gerçekleştirdi. Bunu İstanbul’da düzenlenen “Exercise” (Hafriyat Karaköy, 2008) ve “Hep seyirciydik zaten...” (Depo, 2011) adlı sergiler izledi.
2017 yılında gerçekleştirdiği “Psolo Exhibition”, tek bir serginin dört farklı sanat mekânında eşzamanlı olarak sergilenmesiyle dikkat çekti. En son kişisel sergisi “Mağara”, İstanbul’daki Versus Art Project’te gerçekleşti. 2019 yılında ise İstanbul’daki kamusal sanat mekânı Yanköşe Projesi’nde “İsimsiz” başlıklı bir kişisel sergi daha düzenledi. 440 çift kadın ayakkabısından oluşan bu çalışmanın çıkış noktası, 2018 yılında Türkiye’de artan kadın cinayetleriydi.
Tuna, izleyiciyi; yankı, rezonans, ses ve hafıza gibi zihne ait izleri, aşırı milliyetçilik ve güç gibi toplumsal zihniyetler üzerinden yeniden okumaya ve yorumlamaya davet eder.